KURUMSAL DAYANIKLILIK: NEDİR ve NASIL GELİŞTİRİLİR?

KURUMSAL DAYANIKLILIK: NEDİR ve NASIL GELİŞTİRİLİR?

 

“Ringde ya da hayatta yere düşmenin yanlış hiçbir yanı yok.
Asıl yanlış olan, düştükten sonra ayağa kalmamak.”

Muhammed Ali

 

Oyun kurallarının ve oyuncuların sürekli değiştiği bir dünyada şirketler de bireyler gibi beklenmedik durumlara karşı hazırlıklı olmak ve zor şartlar karşısında ayakta kalmak istiyorlar. Bu yazıda önce bireysel dayanıklılığın (resilience) temellerini inceleyip, aynı dinamiklerin şirketlere ve kurumlara uygulanıp uygulanamayacağını inceledik. Sonuç: aynen bireyler gibi, şirketlerin de dayanıklı (resilient) olmasının yolu bulundukları sosyal çevre ile güçlü ve sürdürülebilir ilişkiler kurmalarına bağlı.

 

Bireysel Dayanıklılık ve Kırılganlıklarımız

Yaşadığımız kültürün kutsadığı en önemli şey hayatta ve işteki başarı. Sürekli kazanma baskısı altındaki bireyler baş etmesi zor sosyal ve ekonomik beklentilerle yüz yüze kalıyorlar ve sonuçta kaygıya (anksiyete) yenik düşüyorlar. Anksiyete ile ilk başa çıkma yöntemi zayıf yanları geliştirecek (ya da örtecek) atölyeler, seminerler, danışmanlıklar ve bireysel gelişim kitaplarına başvurmak oluyor. Neler yapmamız gerektiği ile ilgili bir çok bilgiye maruz kalıyoruz. Peki bize doğru olduğu söylenen şeyleri yapmamıza rağmen, gelecek hakkında neden hala endişeliyiz?

Bir şeyleri kaçırıyor olma korkusu, geride kalma düşüncesi, yeterince iyi, komik, zeki ya da etkileyici olmama endişesi halen oldukça korkutucu geliyor. Bu durumla baş etmek giderek daha da zorlaşıyor. İnsanlar anksiyete ile mücadele için farklı yollar denemekte. Buna aşırı çalışma, olduğundan farklı biri gibi görünmeye çalışma, ailevi bağlardan kopma ve benzeri durumlar da dahil. Elbette bunların hiçbiri kişinin kaygılarını; örneğin işini kaybetme korkusunu hafifletmiyor.

İşte bu yüzden varlığını kabul etmek istemediğimiz, ama tam içimizde derinlerdeki güvensizlik hissi hep bizimle. Hayatta hedeflerimizin olması ve onları başarmak için çalışmak kadar doğal hiçbir şey yok. Fakat işlerin ters gittiği durumlarla da baş etmeyi bilmek gerekiyor.

 

Dayanıklılık İlişkilerle Kurulur

İşlerin kötüye gidebileceğini ihtimalini kabullendikten sonra, bu durumu yönetebilmeyi öğrenmek daha da önem kazanıyor. Bu yetiye resilience, yani ‘dayanıklılık’ deniyor. Dayanıklılık, şartlar ne olursa olsun başarmak değil, varolan zorlukların farkında olmak ve düşsek de kalkabilmek anlamına geliyor.

Dayanıklılığın bu kadar önemli olmasının nedeni, hiçbirimizin hayatın önümüze neler çıkaracağını bilmemesi. Bu durumlarla mücadele etmek için güvenebileceğimiz tek şey iç yetilerimiz. Bu da dayanıklı olabilmek için beceri geliştirmek demek. Neyse ki, bu öğrenilebilir bir beceri. Konuyla ilgili en araştırmalardan biri gösteriyor ki insanlar sosyal ilişkiler neticesinde olaylara ve durumlara karşı dayanıklı olabiliyor. Sosyal çevresiyle ve ailesi ile güçlü ilişki içerisindeki bireylerin dayanıklılığı, diğerlerine göre çok daha yüksek. Buna ilaveten birey boşanma, hastalık, başarısızlık gibi zorlukların üstesinden geldikçe yaşadığı bir sonraki problemde daha dirençli ve esnek olabiliyor. Özetle, bilimsel sonuçlar dayanıklılığın düşünme özgürlüğü ve sosyal bağlarla ilintili olduğunu gösteriyor.

Peki benzer bir mantık şirketlere uygulanabilir mi? Bakalım.

 

Şirketlerin Sosyal Çevresi

Kurumlar da aynı bireyler gibi değişen koşullara rağmen ayakta kalmak ve rekabetçiliklerini korumak istiyorlar. Siyasi riskler, tüketici talepleri, tedarik zincirinde aksamalar, çalışan beklentileri, düşük üretkenlik, çevresel endişeler, finansal istikrarsızlık, teknolojik aksamalar yöneticilerin uykularını kaçıran konulardan sadece birkaçı. Hepimiz biliyoruz ki Türkiye de bu çalkantılardan nasibini alıyor.

 

Her sosyal varlık gibi şirketler de kurdukları ilişkiler kadar dayanıklı olabiliyorlar. Çalışanlarıyla, müşterileriyle, bulundukları topluluklarla ve diğer paydaşlarla güçlü ve sürdürülebilir ilişkiler kuran şirketler çalkantılı dönemlerde ayakta kalabiliyorlar.

 

Şirketlerin dayanıklı hale gelebilmeleri için öncelikle içinde bulundukları çevreyi iyi değerlendirmeleri gerekiyor. Bu nedenle onları sadece kar amacı güden ekonomik aygıtlar olarak değil, sosyal ve kültürel birer kurum olarak değerlendirmeliyiz. Dolayısıyla her sosyal varlık gibi şirketler de kurdukları ilişkiler kadar dayanıklı olabiliyorlar. Kısaca çalışanlarıyla, müşterileriyle, bulundukları topluluklarla ve diğer paydaşlarla güçlü ve sürdürülebilir ilişkiler kuran şirketler çalkantılı dönemlerde ayakta kalabiliyorlar.

Bu sebeple, şirketlerin aslında dayanıklılık konusunda bireylerden çok şey öğrenebileceğini söyleyebiliriz.

 

Yaşayan Şirketler Dayanıklıdır

Şirketlerde dayanıklılığın önemini biliyoruz. Peki bir şirket nasıl dayanıklı olur?

Kendini Kabullenerek - Bir kurumun kimliğindeki hem güçlü hem de zayıf yanlarını kabullenmesi gerçekçi bir değerlendirme için gerekli.

Temel Değerlerini Bilerek Bir şirket için asıl birleştirici güç hiyerarşiden kaynaklanan zorunlu bağlılıklar değil, tüm çalışanlar tarafından paylaşılan manevi değerler.

Farklılığa Önem Vererek - İfade özgürlüğünün olduğu ve farklı fikirlerin tartışılabildiği bir kültür inşa etmek, dayanıklılığın önemli bir parçası.

Şirket Topluluğu Oluşturarak - Çalışanları şirketin iş gücü değil, aynı topluluğun bir parçası olarak görmek gerek.

Sosyal Çevreye Önem Vererek -  Şirketler dış şartlara göre değişir ve evrilir. Evrime karşı direnç dayanıklılık değil, aksine en ufak zorlukla parçalanabilecek bir sertlik yaratır.

Bu genel ilkeler geçerli olsa da, her şirketin dayanıklılığı inşa etmek için yapılması gerekenler o şirketin şahsına münhasır özelliklerine göre değişiyor. Dayanıklılığın şirket yapısı, şirket stratejisi ve kültürel özelliklere göre şekillenmesi gerekiyor. 

 

 

Lütfen daha fazla kişinin makaleden faydalanabilmesi için sosyal ağlarınızda paylaşınız.

Soru ve Yorumlar

Makale hakkındaki soru ve görüşlerinizi duymaktan memnuniyet duyacağız. info@stratejico.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.  

Hakkımızda

StratejiCo. 1987’den beri Avrasya bölgesinde uluslararası firmalara ve kamu kurumlarına danışmanlık sağlayan bağımsız bir kurumsal ilişkiler ve kamu ile iletişim danışmanlığı şirketidir.

Yasal Uyarı

Bu rapor StratejiCo. tarafından, kamuya açık kaynaklardan toplanan bilgilere 

dayanarak hazırlanmıştır. Bu raporda ortaya konan görüş ve öneriler StratejiCo.’nun resmi görüşünü yansıtmamaktadır. Bu içeriğin amacı okuyucularımıza kendi işleriyle ilgili farklı bakış açıları sunmaktır. StratejiCo. burada sağlanan bilgilere dayanarak alınan kararlardan sorumlu tutulamaz.

Copyright © 2016 Bütün hakları saklıdır.