TRUMP VE TÜRKİYE

          TRUMP ve TÜRKİYE

               10 Kasım 2016

Yazar: Selim Oktar
İlgili Servis: Hükümetle İlişkiler
İletişim: selim.oktar

 

   
Yazar: Emre Doğru
İlgili Servis: Hükümetle İlişkiler
İletişim: emre.dogru

 

   

Anketler, tahminler, analitik modeller, gazete manşetleri... Hepsi bir kez daha yanıldı ve Donald Trump, ABD’nin yeni başkanı seçildi. Türkiye ve yakın coğrafyası hali hazırda köklü dönüşümlerden geçerken Trump yönetiminin hayatımızı nasıl etkileyeceği şimdi en büyük merak konusu. Döviz kurlarındaki hareketliliği, piyasaların tepkisini ve aceleci yorumları zaten okuyorsunuz. Bizse bu yazıda iki ülke arasındaki seçmen davranışlarından yola çıkarak Türkiye’nin Trump döneminde karşılaşacağı seçenekleri ve bunun iş dünyasını nasıl etkileyebileceğini inceleyeceğiz.

Bir politikacının yakın gelecekte nasıl davranacağını tahmin etmeye çalışıyorsanız önce oy tabanına bakmanız gerekir. Trump’ın oy aldığı profilin beyaz, orta ve az gelirli, milliyetçi ve dindar kesim olduğu anlaşılıyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın oy aldığı kesim de benzer şekilde muhafazakar, milliyetçi, orta ve az gelir gruplarından oluşuyor. Bu iki seçmen kitlesinin ortak değer ve çıkar kümeleri ne kadar büyükse onları temsil eden politikacıların tutumlarının birbirleriyle uyumlu hale gelmesi de o kadar mümkün olur. Mevcut politikaların kendi çıkarına uygun olmadığını düşünen bir kitlenin oyuyla seçilen Trump, mevcut uygulamaların dışına çıkarak kendini başkan yapan kitlenin çıkarları doğrultusunda ABD politikasını değiştirecektir. Bu açıdan bakıldığında başkanlık sistemi için referanduma gitmeyi planlayan Erdoğan cephesinin de ABD kurumsal yapısı içerisinde kendi nüfuzunu artırmak isteyecek Trump yönetiminin de yakın zamanda kendi seçmen kitlesinin hilafına olabilecek riskli politikalar uygulamayacağını öngörebiliriz.

Trump’ın Türkiye’yi ve bölgemizi ilgilendiren Fethullah Gülen’in iadesi ve YPG/PYD ile ilişkiler gibi konularda hangi spesifik kararları alacağını şu anda bilmiyoruz. Büyük ihtimalle kendisi de bilmiyor. Bu konular bir süre daha ABD savunma ve istihbarat kurumlarının uhdesinde yürütülecek gibi görünüyor. Ancak bugüne kadarki demeçlerinden anladığımız, Trump’ın ekonomik ve siyasal olarak izolasyonist ve korumacı bir bakış açısına sahip olduğu. Yani önce kendi ülkesinin yapısal sorunları üzerine yoğunlaşacak ve bu süreçte ABD’nin küresel angajmanını daha düşük bir seviyeye indirmek isteyecektir. Meksika sınırına duvar örme, AB ile serbest ticaret anlaşmasını askıya alma, gümrük vergilerini artırma gibi konuları sadece popülist söylemler olarak değerlendirmek yanlış olur. Bunlar Trump’ın dünya tasavvuru ile ilgili ipuçları da veriyor.

Bu tespitten yola çıkarak küresel sistemin tayin edici gücü olan ABD’nin önümüzdeki dönemde daha içe dönük bir yapıya bürüneceği sonucuna varabiliriz. Bu da doğal olarak sistem içerisindeki diğer oyuncuların hareket alanlarının artması anlamına geliyor. ABD’nin yaratacağı boşluğu kendi bölgesinde liderlik etme iddiası olan ülkeler doldurmaya çalışacak. Türkiye de bunlardan biri. Demek ki Türkiye’nin kabiliyetleri ve kurumsal kapasitesi ölçüsünde bölgesel hareket alanının sınırlarını test edeceği ve zaman zaman zorlayacağı bir döneme giriyoruz. Ankara’nın masasında kendi başına hareket etme, Rusya gibi diğer bölgesel güçlerle ittifak kurma, Suriye politikasını değiştirme ve başka bir çok seçenek var. Hangi kartların oynanacağını şimdiden tahmin etmek zor. Ancak temel olarak öngörülebileceğimiz şey, Türkiye’nin risk iştahının bu dönemde artacağı.

 

Peki bu durum iş dünyasını nasıl etkileyecek ve yöneticiler ne yapmalı? 

Gelecekle ilgili umut sahibi olmak iş yapmanın olmazsa olmaz koşulu. Ancak iş dünyası için umuda bel bağlamak doğru bir yöntem olamaz. Bu nedenle var olan durumu iyi değerlendirmek gerekiyor. Özellikle dolar borcu ve Türk Lirası alacağı olanlar, AB ve ABD pazarlarına çalışanlar, asgari ücret düşüklüğü ve ucuz işçi maliyeti ile iş modelini kurmuş şirketler dikkatli olmalı ve stratejilerini gözden geçirmeli. Alınan her kararda temkinli olmak önümüzdeki dönemin altın kuralı olacak. Yeni normal var olanı korumak ve küçük adımlarla sürdürülebilir büyümeye yönelmek, bunun yanı sıra konjonktürel olarak ortaya çıkacak fırsatları değerlendirmek olmalı. Türk yöneticiler her ne kadar krizleri yönetmeye ve tekrar toparlanma sürecinde büyümeye alışmış olsalar da politik risklerden kaynaklanan uzun dönemli belirsizlik süreci pek de alışık olmadıkları bir durum. 

Trump’ın seçilmesi yeni dünya için sadece bir işaretti. Yeni dünyanın yeni kurallarına hoş geldiniz.

 

Lütfen daha fazla kişinin makaleden faydalanabilmesi için sosyal ağlarınızda paylaşınız.

Soru ve Yorumlar

Makale hakkındaki soru ve görüşlerinizi duymaktan memnuniyet duyacağız. info@stratejico.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.  

Hakkımızda

StratejiCo. 1987’den beri Avrasya bölgesinde uluslararası firmalara ve kamu kurumlarına danışmanlık sağlayan bağımsız bir kurumsal ilişkiler ve kamu ile iletişim danışmanlığı şirketidir.

Yasal Uyarı

Bu rapor StratejiCo. tarafından, kamuya açık kaynaklardan toplanan bilgilere 

dayanarak hazırlanmıştır. Bu raporda ortaya konan görüş ve öneriler StratejiCo.’nun resmi görüşünü yansıtmamaktadır. Bu içeriğin amacı okuyucularımıza kendi işleriyle ilgili farklı bakış açıları sunmaktır. StratejiCo. burada sağlanan bilgilere dayanarak alınan kararlardan sorumlu tutulamaz.

Copyright © 2016 Bütün hakları saklıdır.